Eyl
10
2014

KÂİNAT OKURYAZARLIĞI (2)

evren

 

Hayat milyarlarca dengenin toplamı, bileşimi, dayanışması demek. Denge ise basitlikten, sıradanlıktan ve sahipsizlikten uzaklık demek. Her şey çok açık değil mi?

(Cehennemin fazla şiddetinin bir gereği de sırt çevrilen bu mesajın açıklığı ile doğru orantılı olsa gerek… Biz de bariz meramımızı dinlemeyene, “takmayana” kızmaz mıyız? Ve kızmak, gönül koymak yakın bilinene olur.)

Çeşit çeşit milyonlarca canlı, milyarlarca dönen galaksi… Çok değil mi bu kadar şey…

Değil. Eserin ihtişam ve güzelliğinde, mesajın berraklık ve açıklığında kısıtlama olmamalıydı.

Işık varsa aydınlatmalı. Işık, ışığıyla anlaşılır. İlah ise yarattıklarıyla…

Evet, Kâinat dediğimiz şey aslında som, saf bir anlatımdır. Hepsi mektup, hepsi mesaj, hepsi delil, hepsi ayettir. Hepsi cisimleşmiş kelimeler ve manalardır. Hepsi davet, hepsi çağrıdır.

Kainat; Sahibinin hünerlerini sergilediği eser, isimlerinin yansıması ayna; insan ise hem o büyük eserin en nadide bir parçası, hem de kendine seçme şansı verilerek çok özel bir konumda, o eserin takdir edicisi, izleyicisi, müşterisi!..

Evreni var eden, bu gerçekliği insan denen canlı çözsün diye onu adeta, bir başına bu denklemin, labirentin içinde bırakmamış. Çok çarpıcı şekilde binlerce yıl, Kitap ve Sayfalarıyla “Elçi” denilen kimseler varit olmuş. Ve bu kimselerin öğretileri insanlık içinde en geniş ve en derin etkiye neden olmuş. Dağ, çöl, ada ve orman köylerine varıncaya dek insanın en ücra, en mahrem hayat alanlarına dahi nüfuz edebilmişlerdir.

Bu olgu kâinatın mesaj oluşu ile ilgili uyumu oldukça dikkat çekicidir.

Hem zaten daha Kitap hiç indirilmemişken gelen ilk emir “oku”dur. Bundan bir kasıt da kâinatın okunuşu olsa gerek. Ve sonradan indirilen Kitabın da aslında bi anlamda bu “okumayı” öğretmesi…

Ve evet; Kâinat cisimleşmiş Kitap, Kitabımız ise harflere dökülmüş evrendir… Kur’an kâinatın tercümesi, açıklanması; Kâinat ise Kur’anın maddesel halidir.

İşte muhteşem uyum!

Kâinat Allahın kendini ifade etmesidir. Kâinat bi bakıma Yaratıcının insanı muhatap kabul ederek (öncelikle) ona kendini anlatması, tanıtmasıdır.  Onun pek çok isimleri var, kâinattaki ayrıntılar bu isimlerinin ayrı ayrı yansımasından, tezahüründen başka bir şey değildir. O isimlerin gizli ve bilinmez kalmaktansa bir şekilde ortaya eser koyması çok daha mantıklıcadır…

Okumayı bilip, salt biçime takılarak mesajı atlamak ne büyük talihsizliktir… Belki bir, iç kofluğun dışavurumudur.

Şimdilerde Bilim ve insanlığın yaklaşımı budur denebilir. Bilim bizi bilgiye boğup körleştiriyor. Her şeyler hakkında en yüksek bilme seviyesine ulaşılsa da “öz” kaçıyor işte… İnsanlık şimdi bilginin hamalı… Aslında adresi kendisi olan bu büyük iletinin cahil yabancısı…

Bu iletiyi daha ne kadar “okumaktan” üşenerek ayıp edeceğiz?

Vurdumduymazlığın, duyarsızlığın bu kadarı fazla değil mi?

Bir önceki yazımız olan KÂİNAT OKURYAZARLIĞI başlıklı makalemizde bilim, kainat ve kainat okuryazarlığı hakkında bilgiler verilmektedir.

TwitterGoogle+FacebookLinkedInTumblrPaylaş

Benzer Yazılar

Yazar Hakkında: HAKAN BİROL

Bir Yorum Yap

Twitter’den Takip Et!

  • #Yaşam kimi zaman cevabi olmayan sorularla bizi baş başa bırakır. Kim bilir? Belki daha da güçlenmemiz içindir tüm bu sorular...
    about 1 ay ago
  • Hepimiz misafiriz... Fazla söze gerek yok... Cümleler zaten yeterince yorgun. Gitmeyin kelimelerin üstüne bu kadar. #sarıpanjurluev
    about 1 ay ago

Facebook Sayfası

Hakan Birol TV

Giriş

Anket

Kişisel Gelişime İnanıyor musunuz?

View Results

Loading ... Loading ...

Son Yorumlar