Eki
13
2013

ÜMİT TAŞI

ümit-taşı

Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik de parıl parıl parlamaktaydı.

Çocuk, taşı avuçlayıp evine koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı.

Fakat bunu ona söyleyemedi. Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle, bir de top alacağına inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu.

Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatilde simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük olanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle. Çocuk, en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride, dükkân sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da, kürk mantolu bir hanım. Küçük çocuk, biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkân sahibine uzatarak:

— Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim! dedi. Eğer isterseniz size satarım.

Adam, taşa uzaktan bir göz atıp:

— O sadece basit bir çakmak taşı, dedi. Bütün sahil o taşlarla doludur.

— Hayır, diye atıldı küçük çocuk. İsterseniz ıslatın. Ne kadar parladığını göreceksiniz.

Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu. Kadın, onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına yakından bakıp:

— Tam istediğim şey! diye gülümsedi. Onu bana satar mısın?

Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı. Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki, mücevher gibi taşıyacaktı.

Dükkân sahibi, yapmış olduğu ikazı anlamadığı için, kadının aldandığını düşünüyordu. Bu yüzden de:

—Söylemiştim ama tekrar edeyim! dedi. Satın aldığınız şey basit bir taştır.

Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak:

—Zannetmiyorum!.. dedi. O taş bence bunlardan çok değerli. Çünkü küçük bir çocuğun ümidini taşıyor.

Değerli gelişim dostları, bu öyküde de görüldüğü gibi ümit duygusunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. Sizi hedefinizden alıkoymaya çalışacak yüzlerce insan olacak, başarmaya çalıştığınız şeyi başaramayan bir sürü insan örnek gösterilecek kısacası hedefiniz için çıktığınız yoldan sizi saptırmaya çalışacak onlarca engelle karşılaşacaksınız. Peki, böyle bir durumda ne yapmanız gerekiyor? Cevap gayet açık : “Hedefinize olanca gücünüzle sarılın, ümidiniz asla elden bırakmadan yolunuzda ilerleyin.” Unutmayın ki başarı, ipi sonuna kadar göğüsleyenlerindir…

Gelişimle kalın… Sevgiler…

Bir önceki yazımız olan Kişisel Gelişim Kartları başlıklı makalemizde güzel sözler, hakan birol yazıları ve kişisel gelişim hakkında bilgiler verilmektedir.

TwitterGoogle+FacebookLinkedInTumblrPaylaş

Benzer Yazılar

Yazar Hakkında: HAKAN BİROL

Bir Yorum Yap

Twitter’den Takip Et!

  • #Yaşam kimi zaman cevabi olmayan sorularla bizi baş başa bırakır. Kim bilir? Belki daha da güçlenmemiz içindir tüm bu sorular...
    about 1 ay ago
  • Hepimiz misafiriz... Fazla söze gerek yok... Cümleler zaten yeterince yorgun. Gitmeyin kelimelerin üstüne bu kadar. #sarıpanjurluev
    about 1 ay ago

Facebook Sayfası

Hakan Birol TV

Giriş

Anket

Kişisel Gelişime İnanıyor musunuz?

View Results

Loading ... Loading ...

Son Yorumlar