Şub
24
2014

ZAMAN KORİDORUNUN ÇEMBERİNDEKİ HAYAT

yağmur

 

Bardağındaki çay soğumaya yüz tutmuştu. Bakışları bir noktaya odaklanan genç adam yanına gelen garsonu dahi fark etmemişti. Garsonun bir isteğiniz var mı sorusu ile kendine geldiğinde garsona bakarak:

 

-“Hayır, teşekkür ederim.” diyebilmişti. Ağzından çıkan bu 3 kelimeyi dahi nasıl söylediğini bilmeden yine dalıp gitmişti boşluklara.

 

Dalgındı genç adam. Bilinmez bir dalgınlık içindeydi. Bir çay içmek için geldiği kafeteryada iki saattir tek başına bir noktaya bakarak oturduğunun dahi farkında değildi. Soğuyan çay bardağında muhabbetin demi de kalmamıştı. Hep şekersiz içtiği çay bardağının kenarındaki şekerler de ıslanmıştı.

 

Şekerler varsın erisin. Peki ya zaman koridorunun çemberinde eriyen hayatımıza ne demeli? Durduramadığımız zamanın telafisini nasıl yapacağız? Genç adamın aklını bu sorular meşgul ederken yağmur damlalarının üzerine düşmesiyle kendine geldi. Oturduğu kafeteryanın bahçesinde olduğu için yağmurun ilk hedeflerinden biri olmuştu. Hesabı isteyerek masasından doğruldu ve yine nereye gittiğini bilmez adımlarla yola koyuldu.

 

yağmur2

 

Bir yandan yağmur yolları ıslatırken genç adamın düşünceleri de yağmurun ferahlığında ıslanmaya devam ediyordu. Mis gibi toprak kokusu etrafı sarmışken yağmurda yürümenin keyfi de başka oluyordu. Henüz dolu şeklinde olmayan yağmur yürümeye müsaitti.

 

Gittikçe şiddetini arttıran yağmur karşısında genç adam ısrarla yürümeye devam ediyordu. Adımlarında hiçbir değişiklik olmadan sahil kenarına doğru ilerliyordu. Sahil kenarına vardığında bir bank bulup oturmuştu. Yaptığının çılgınlık olduğunun farkında bile değildi. Hasta olmak şu an için onun sözlüğünde yer almıyordu.

 

Genç adam yağmurdan sırılsıklam olduğunda aniden kendine gelmişti. Vücudunda kuru yer kalmamıştı. Buna rağmen üşüme belirtisi dahi yoktu. Bütün düşüncelerinden sıyrılmıştı ve şu anda sadece yağmuru hissediyordu.

 

Kendisi gibi sahilde olan bir kimse dahi yoktu. Niye buraya gelmişti kendisi dahi bilmiyordu. Oturduğu banktan ayağa kalktığında yerde bir kol saati olduğunu fark etti. Bir an için alıp almamakta tereddütte kaldı.

 

deniz kenarı yağmur

 

Daha fazla ıslanmayayım diyerekten yere eğilip kol saatini aldı. Saat hala çalışıyordu. Saatin arkasını çevirdiğinde bir şeyler yazdığını fark etti. Okumak için damlaları saatin üzerinden sildi ve okumaya başladı…

( Öykünün Devamı 25 Şubat Salı günü yayınlanacaktır)

 
HAKAN BİROL / 24 Şubat 2014 / İstanbul

Bir önceki yazımız olan DİKKAT KIRILIR! başlıklı makalemizde gönül, gönül yıkmak ve kâbe hakkında bilgiler verilmektedir.

TwitterGoogle+FacebookLinkedInTumblrPaylaş

Benzer Yazılar

Yazar Hakkında: HAKAN BİROL

Bir Yorum Yap

Twitter’den Takip Et!

  • #Yaşam kimi zaman cevabi olmayan sorularla bizi baş başa bırakır. Kim bilir? Belki daha da güçlenmemiz içindir tüm bu sorular...
    about 1 ay ago
  • Hepimiz misafiriz... Fazla söze gerek yok... Cümleler zaten yeterince yorgun. Gitmeyin kelimelerin üstüne bu kadar. #sarıpanjurluev
    about 1 ay ago

Facebook Sayfası

Hakan Birol TV

Giriş

Anket

Kişisel Gelişime İnanıyor musunuz?

View Results

Loading ... Loading ...

Son Yorumlar